Haberler

Yankee go home!

Emperyalizmin “arka bahçe” doktrini bir kez daha devreye girerken ABD’nin Venezuela’ya yönelik saldırısı Türkiye’de sert tepkilerle karşılandı. Emperyalizmin bir kez daha Latin Amerika’yı hedef almasına karşı siyasetçilerden sendikalara, meslek örgütlerinden demokratik kitle örgütlerine kadar geniş bir kesimden “Yankee go home” sesleri yükseldi. Washington’un “demokrasi” ve “istikrar” söylemleriyle yürüttüğü saldırgan politikaların halkların iradesini ezmeyi amaçladığı vurgulanan açıklamalarda, Venezuela’ya dönük hamlenin açık bir işgal ve egemenlik ihlali olduğu ifade edildi.

Türkiye’den yapılan değerlendirmelerde, ABD’nin enerji kaynakları ve bölgesel hâkimiyet uğruna yürüttüğü saldırıların yeni olmadığına dikkat çekilerek Irak’tan Suriye’ye, Afganistan’dan Latin Amerika’ya uzanan emperyalist sicilin bugün Venezuela’da sürdürüldüğü belirtildi. Açıklamalarda, emperyalizme karşı mücadelenin yalnızca bir dış politika başlığı değil, halkların ortak özgürlük mücadelesi olduğu vurgulandı. Açıklamalarda Türkiye’nin; NATO üyeliği, ABD’nin ülke sınırlarındaki üsleri ve bölgesel askeri anlaşmalar üzerinden emperyalist politikaların parçası haline getirildiği eleştirileri dile getirildi.

‘TRUMP’TAN KORKAN CESARETSİZ BİRİSİN’

ABD’nin Venezuela’daki saldırısına ilişkin Türkiye’den ilk açıklama Dışişleri Bakanlığı’ndan geldi. Bakanlıktan yapılan açıklamada, "Türkiye, Venezuela’nın istikrarına ve Venezuela halkının huzur ve esenliğine önem atfetmektedir. Tüm tarafları itidalli davranmaya çağırıyoruz" denildi.

CHP Lideri Özgür Özel, Çankırı Mitingi’nde yaptığı konuşmada ABD’nin Venezuela’ya yönelik saldırısına tepki gösterirken AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sessizliğine dikkat çekti. Erdoğan’ın Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’ya “kardeşim” diye hitap ettiğini hatırlatan Özel, “Maduro seçimleri adil, güvenli yapmadığında, muhalefetin itirazlarına kulak kabartmadığında yanlış yapıyordu. Bugün Erdoğan’ın randevu almak için boeingler, kıymetli toprak elementleri verdiği Trump’ın Venezuela darbesine, Maduro’yu alıp ülesinden kaçırmasına tek kelime edememiştir” dedi. Özel, “Sen Trump’tan korkan, meşruiyeti Oval Ofis’te arayan, sıkışınca tükürdüğünü yalayan ve cesareti olmayan birisin. Dünyanın düzeni Trump’ın düzeni olamaz" ifadelerini kullandı.

SALDIRI AÇIK BİR İŞGAL GİRİŞİMİDİR

Venezuela halkının emperyalizme karşı mücadelesinin parçası olacaklarını belirten SOL Parti’nin açıklamasında “ABD emperyalizminin ‘uyuşturucuyla mücadele’ ve ‘demokrasi’ yalanıyla başlattığı ablukayı askeri bir saldırganlığa dönüştürdüğü” ifade edildi. Açıklamada, ABD emperyalizminin içine girdiği bunalımı aşabilmek için tüm kıta halklarını hedef alan bir saldırı dalgası başlattığı aktarıldı.

Açıklamada, “ABD emperyalizmi Venezuela halkının petrol olmak üzere doğal kaynaklar üzerindeki egemenliğine son vermeyi hedefliyor. Bu açık bir işgal girişimidir! Bu işgalle bağımsızlık ve sosyalizm doğrultusunda atılmış tüm adımları geri döndürmek ve Latin Amerika’yı yeniden emperyalizmin arka bahçesi haline getirmek amaçlanıyor. Şimdi her yerde iki… Üç… Daha fazla çağrısıyla tüm sokakları Yankee Go Home sesleri ile çınlatma zamanı” denildi.

EMEKÇİLER İÇİN AYAĞA KALKMA VAKTİ

EMEP tarafından yapılan açıklamada ise "Venezuela uzak değildir; emperyalist paylaşım savaşının zayıf halkasıdır!" denildi. Açıklamada, ABD’nin asıl amacının uyuşturucu ticaretini engellemek değil Venezuela’nın petrolünün ve doğal kaynaklarını ele geçirmek olduğuna dikkat çekildi.

Açıklamada, “Yurt savunması ile Venezuela’nın savunulması ve ABD emperyalizminin ülkedeki nüfuzunun kırılmasından geçer. Türkiye sınırları içindeki ABD üsleri kapatılmalı, NATO’dan çıkılmalı, Türkiye’nin bir atış ve ateş rampası olarak kullanılmasına izin verilmemelidir” ifadeleri kullanıldı.

Türkiye İşçi Partisi (TİP) tarafından yapılan açıklamada, ABD’nin emperyalist saldırısına karşı Türkiye’deki ve tüm dünyadaki emekçileri ayağa kalkmaya çağırıldı. Açıklamada, "Türkiye’yi yönetenler Trump’la dost olsa da, halkımızın Venezuela halkıyla dost ve dayanışma içinde olduğunu ilan ediyoruz.

Sermayenin çıkarları uğruna kan döken katilleri uyarıyoruz: İşgalciler her zaman kaybeder" ifadeleri kullanıldı.

DİZAYN EDEMEDİĞİNİ ALIKOYMAYA ÇALIŞIYOR

Türkiye Komünist Partisi (TKP) ise yaptığı açıklamada Venezuela halkının yanında olduklarını belirterek ABD Karayipler’de aylardır tırmandırdığı askeri gerilimi Venezuela’ya açıktan ilan ettiği savaşla yeni bir boyuta taşıdığı aktarıldı. Açıklamada, “Venezuela’ya başlatılan hava saldırısı ABD emperyalizminin kural tanımazlığının ve küstahlığının açık bir göstergesidir.

Tehdit ve şantajla sonuç alamayan ABD yönetimi bir kez daha zora başvurmayı tercih etmiştir. Bu saldırı, bir halkın özgür iradesine ve siyasi tercihlerine saldırıdır. ABD’nin, en başta sosyalist Küba’nın emperyalizme karşı başı dik duruşu ve Latin Amerika halklarının anti-emperyalist duyarlılıkları dolayısıyla bir türlü istediği gibi dizayn edemediği bölgeyi teslim almaya dönük hamlesidir” denildi.

Devrimci İşçi Partisi (DİP) tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı: “ABD’nin asıl amacı dünyanın en büyük rezervlerine sahip olan Venezuela petrollerinin kontrolüdür. Bugünkü saldırının emrini veren Trump, 2017 yılında açık açık ülkeyi işgal etmekten bahsetmiştir. Biden yönetimi darbeci Guaidó’yu himayesine almıştır. ABD saldırganlığı gayrımeşrudur.

***

ABD'NİN G. AMERİKA'YA SİYASİ MÜDAHALE TARİHİ

Venezuela’ya yönelik ABD saldırısı Washington’un Latin Amerika ülkelerine yönelik askerî müdahaleler zincirine yeni bir halka ekledi. 20’nci yüzyılın başlarından bu yana "arka bahçesi" olarak gördüğü Latin Amerika ülkelerine müdahale eden ABD emperyalizmi, pek çok ülkeyi işgal etti, liderleri ve rejimleri devirdi.

Amerikan emperyalizmi komünizmin yayılmasını engellemek, sol-sosyalist liderleri devirmek için her türlü yolu denedi. Buna en çarpıcı örneklerden biri, Şili’nin sosyalist Devlet Başkanı Salvador Allende’nin, 1973’te CIA desteğini arkasına alan General Augusto Pinochet’nin darbesi ile iktidarını kaybetmesi oldu. Washington bu olaydan üç yıl sonra, 1976’da da Arjantin’deki askerî darbeye destek vererek, ülkenin meşru yönetiminin iktidardan uzaklaştırılmasına neden oldu.

ABD, 1970’ler ve 1980’lerde Condor Planı olarak adlandırılan operasyonlarla Şili, Arjantin, Uruguay, Paraguay, Bolivya ve Brezilya gibi ülkelerde, askerî rejimlerle koordineli bir biçimde işkenceler ve siyasi suikastlara imza attı. Özellikle solcular, sendikacılar ve entelektüeller bu dönemin en büyük mağdurları oldu.

ABD aynı zamanda kendi kukla rejimlerini de yeri geldiğinde alaşağı etti. 3 Ocak 1990’da Panama Devlet Başkanı Manuel Antonio Noriega’ya saldırdı. ABD tarafından yargılanan Noriega, uyuşturucu ticaretinden suçlu bulund ve 2017’de ölene dek cezaevinde kaldı. Çeşitli gerekçelerle Latin Amerika ülkelerinde iktidarların devrilmesinde önemli rol oynayan Washington, birçok ülkede otoriter, ABD yanlısı yönetimlere askerî ve ekonomik yardımlarda bulundu. Özellikle Guatemala ve El Salvador gibi Orta Amerika ülkeleri kullandı. Amerikan yönetimleri bu tür desteklerin de yine, komünizm ve uyuşturucu ticareti ile mücadele amacıyla yapıldığını öne sürdü.

***

VENEZUELA İLE DAYANIŞMA İÇİNDEYİZ

Türk Tabipleri Birliği (TTB), TMMOB, DİSK ve KESK tarafından yapılan ortak açıklamada ABD'nin emperyalist saldırısına tepki gösterildi. Açıklamada Birleşmiş Milletler (BM) Kurucu Şartı’nda yer alan uluslararası barış ve güvenliğin korunması, insan haklarına saygı, insani yardımın güvence altına alınması ve uluslararası hukukun üstünlüğü ilkelerinin yok sayıldığı vurgulandı. Açıklamada, "BM’nin ve uluslararası toplumun bu hukuksuzluklara ve emperyalist müdahalelere karşı sessiz kalmaması, açık ve kararlı bir tutum alması gerekmektedir. Savaşlar ve askeri müdahaleler halkların değil, emperyalist güçlerin çıkarlarına hizmet etmektedir. Venezuela halkıyla dayanışma içindeyiz, barış ve demokrasi mücadelemizi sürdüreceğimizi belirtiyoruz" denildi.