Bağımsızlık Yolu Mali Sekreteri Münür Rahvancıoğlu, Ektam işçileriyle ilgili gelişmelere ilişkin yaptığı açıklamada “Ektam konusunda hükümet ne yapabilir?” sorusu üzerinden değerlendirmelerde bulundu. Rahvancıoğlu, kamuda örgütlü sendikaların bir açıklama yaparak Ektam işçilerinin toplu sözleşme hakkı için gereği yapılmazsa 16 ve 17 Şubat tarihlerinde grevin kamuya sıçrayacağını duyurduklarını hatırlattı.

Rahvancıoğlu, kamuoyunda “Kamuda grev niye? Patron sendikayı istemiyor, toplu sözleşme masasına gelmiyor, hükümet ne yapabilir ki?” şeklinde değerlendirmeler yapılabileceğini ifade ederek, hükümetin ilk günden beri çok şey yapabileceğini ve hâlâ da yapabileceğini söyledi. Bu nedenle kamu sendikalarının bu meselede esas muhatap olan hükümete yönelmesini doğru bir adım olarak niteleyen Rahvancıoğlu, hükümetin yapabileceklerine ilişkin değerlendirmelerini paylaştı.

Rahvancıoğlu açıklamasında, patronun 9 Şubat tarihinde Çalışma Bakanlığına bir yazı vererek işçileri 6 Mart’ta işten durduracağını bildirdiğini hatırlattı. Çalışma Bakanı’nın aynı gün bu yazı ile ilgili “inceleyeceğiz” dediğini ancak sonrasında bu incelemenin sonucuna dair kamuoyuna hiçbir şey söylenmediğini belirtti. Bu sessizliğin işçilerin hükümet tarafından sessiz sedasız 6 Mart’tan itibaren işten durdurulacağını düşündürdüğünü ifade eden Rahvancıoğlu, İş Yasası’nın 16’ncı maddesinin “İşçinin sendikaya üye olması fesih nedeni değildir” hükmünü içerdiğini aktardı. Rahvancıoğlu, bakanlık incelemesinin sonucunda işçilerin sendikaya üye oldukları için işten durdurulmaya çalışıldığını tespit edebileceğini ve 16’ncı maddeden hareketle işçilerin durdurulmalarını yürürlüğe koymayacağını ilan edebileceğini belirtti. Hükümetin bunu yapmaması halinde işçileri patronun değil hükümetin durdurmuş olacağını söyleyerek, inceleme yaparak işten duruş kararını verecek olan tarafın hükümet olduğunu ifade etti.

Rahvancıoğlu açıklamasında ikinci olarak hem bakanın hem patronun hem de çeşitli hükümet yetkililerinin patronun sendikayı istemediğini ve işçilerin sendikadan vazgeçmeleri koşuluyla işe dönebileceklerini dile getirdiklerini belirten Rahvancıoğlu, Toplu Sözleşme Grev ve Referandum Yasası’nın 18’inci maddesinin ikinci fıkrasına dikkat çekti. Söz konusu fıkranın “işveren, çalışanların çalıştırılmasını, bir sendikaya girmesi veya sendikadan çıkması, grev eylemine katılması veya katılmaması koşuluna bağlayamaz” hükmünü içerdiğini belirten Rahvancıoğlu, bu suçun dört asgari ücret tutarında para cezası bulunduğunu ifade ederek hükümetin bu maddeyi işleterek patronu mahkum etmek için gerekli hukuki girişimleri başlatabileceğini dile getirdi.

Rahvancıoğlu üçüncü olarak, Çalışma Bakanlığı’nın pazartesinden beri patronu iki kez toplu sözleşme masasına davet ettiğini ancak patronun davete icabet etmediğini hatırlattı. Bu tutumun da yasaya aykırı olduğunu belirten Rahvancıoğlu, Toplu Sözleşme Grev ve Referandum Yasası’nın 11’inci maddesinde çağrılan tarafın çağrıya uymak zorunda olduğunun altını çizdi. Rahvancıoğlu, bu suçun cezasının da dört asgari ücret tutarında para cezası olduğunu belirterek bakanlığın bu maddeyi işleterek gerekli adli ve hukuki girişimleri yapmadığını ileri sürdü.

Açıklamasında ayrıca hükümetin ve bakanlığın, yasaları dikkate almadığını savunduğu patron hakkında teşvik, muafiyet, vergi, yatırım, gümrük ve bankacılıkla ilgili işlemleri dondurma, inceleme veya geri alma yetkisine sahip olduğunu ifade eden Rahvancıoğlu, hükümetin isterse patronu masaya oturtabilecek polisiye ve hukuki imkânlara sahip olduğunu söyledi. Ancak şu ana kadar hükümetin olayları medyadan izleyen bir seyirci rolüne büründüğünü ve sorumluluğun hükümette olduğunu söyledi.

Rahvancıoğlu açıklamasında, kamu sendikalarının esas sorumluyu işaret ederek grev kararı aldıklarını belirterek bu adımı doğru bulduğunu ifade etti. Ektam işçilerinin 6 Mart’ta işten durdurulmaları halinde bunun hükümet tarafından yapılmış olacağının altını çizdi.