Gönüllü psikiyatrist, psikolog ve alanında uzman akademisyenlerden oluşan Kıbrıs Travma, Afet ve Kriz Çalışma Grubu, yaşanan deniz faciasının toplum üzerindeki olası etkilerine karşı bireylerin kendilerini ve çevrelerindeki kişileri nasıl destekleyebileceklerine ilişkin bilgilendirme broşürü hazırladı.
“Kendimiz nasıl baş edebiliriz ve birbirimizi nasıl destekleyebiliriz?” başlığıyla hazırlanan broşürde, facianın toplum üzerindeki olası etkilerinin yanı sıra haber ve sosyal medya kullanımı, çocukların ve yaşlıların korunması ile toplumsal dayanışmanın önemine ilişkin önerilere yer verildi.
Broşürde, faciayla doğrudan bağlantısı bulunmayan kişilerin dahi haberler, görüntüler, sosyal medya paylaşımları, çevredeki konuşmalar ve toplumda oluşan ortak kederden etkilenebileceğine dikkat çekildi.
Bu süreçte korku, üzüntü, kaygı, öfke veya çaresizlik gibi duyguların ortaya çıkabileceği; uykuya dalma, dikkati toplama ve günlük yaşama odaklanmada geçici güçlükler yaşanabileceği belirtildi.
Herkes aynı şekilde etkilenmeyebilir
İnsanların aynı olay karşısında farklı tepkiler verebileceğine işaret edilen broşürde, yaşananlardan etkilenmenin zayıflık, etkilenmemiş hissetmenin ise duyarsızlık anlamına gelmediği vurgulandı.
Gelişmelerin güvenilir kaynaklardan takip edilmesi ve doğruluğu teyit edilmemiş bilgilerin paylaşılmaması tavsiye edildi.
Aynı haber ve görüntülere tekrar tekrar maruz kalmanın yaşanan sıkıntıyı artırabileceğine dikkat çekilirken, yaralanma, ölüm veya kurtarma çalışmalarına ilişkin rahatsız edici görüntülerin başkalarıyla paylaşılmaması gerektiği belirtildi.
Çocukların rahatsız edici görüntülerden korunması önerildi
Çocuklara yönelik yaklaşımın yaşlarına ve olay hakkında sahip oldukları bilgilere göre şekillendirilmesi gerektiği kaydedildi.
Çocukların rahatsız edici görüntülerden uzak tutulması ve günlük rutinlerini mümkün olduğunca sürdürmelerinin desteklenmesi tavsiye edildi.
Çocuklara öncelikle olay hakkında ne bildiklerinin sorulması, yanlış bilgilerin sakin şekilde düzeltilmesi ve sorularına kısa, somut, dürüst ve yaşlarına uygun yanıtlar verilmesi gerektiği ifade edildi. Konuşmak istemeyen çocuk ve ergenlerin ise konuşmaya zorlanmaması gerektiği belirtildi.
Yaşlılarla iletişimin sürdürülmesi önemli
Broşürde yaşlı bireylerle iletişim halinde kalmanın önemine de dikkat çekildi. İhtiyaçlarının somut sorularla öğrenilmesi ve doğru bilgiye ulaşmalarına yardımcı olunması önerildi.
Yaşlıların uyku, beslenme, ilaç kullanımı, hareket ve günlük düzenlerinin desteklenmesi gerektiği belirtilirken, kendi kararlarını verebilmeleri için alan tanınmasının önemine işaret edildi.
Facianın ardından kişilerin güvendikleri insanlarla konuşmaları, yalnızlaşmamaları ve günlük yaşamlarını mümkün olduğunca sürdürmeleri tavsiye edildi. İhtiyaç duyulması halinde haber ve sosyal medya kullanımına ara verilmesinin de faydalı olabileceği belirtildi.
Çalışma Grubu, zor dönemlerde doğru bilgiye erişim, güvenli ilişkiler, karşılıklı özen ve toplumsal dayanışmanın önemli koruyucu unsurlar olduğunu vurguladı.