Demokrat Parti (DP) Genel Sekreteri ve Girne Milletvekili Serhat Akpınar, YÖDAK’ın üniversiteleri sıralamak yerine yükseköğretimi planlaması gerektiğini belirterek, “Rakamları sıralamak yükseköğretim politikası değildir.” dedi.

Akpınar, yaptığı yazılı açıklamada YÖDAK’ın 2026-YKS yerleştirme sonuçlarına ilişkin açıklamasını bir eğitimci olarak dikkatle ve hayal kırıklığıyla okuduğunu ifade etti.

KKTC’de yükseköğretimin geleceğinin üniversiteleri sıralayarak “ilk üç” ilan etmek kadar basit bir konu olmadığını belirten Akpınar, “YÖDAK bir sıralama kuruluşu değildir.” ifadelerini kullandı.

YÖDAK’ın asli görevinin KKTC yükseköğretimini planlamak, denetlemek, akredite etmek ve koordine etmek olduğunu kaydeden Akpınar, kurumun ülke adına sürdürülebilir bir yükseköğretim politikası geliştirmesi gerektiğini vurguladı.

Akpınar, YÖDAK’ın kamuoyuna açıkladığı verilerin üniversitelerin program sayıları, toplam kontenjanları, ön lisans-lisans dağılımları, sağlık programları, burs politikaları, barınma olanakları, kamu destekleri ve diğer yapısal avantajlarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

“Aynı şartlarda yarışmayan üniversiteleri sadece öğrenci sayısıyla kıyaslayamazsınız”

YÖDAK açıklamasında LAÜ, YDÜ ve DAÜ’nün en fazla öğrencinin yerleştiği üç üniversite olarak öne çıkarıldığını belirten Akpınar, yalnızca toplam yerleşen öğrenci sayılarını karşılaştırmanın bilimsel bir yükseköğretim analizi olmadığını savundu.

Söz konusu üniversitelerin toplam yerleşen öğrenci sayısında ilk üç sırada bulunmasının tek başına “öğrenci tercih yoğunlaşması” göstergesi şeklinde sunulmasını eksik bir değerlendirme olarak nitelendiren Akpınar, 2026-YKS yerleştirmelerinde Girne Amerikan Üniversitesi’nin dördüncü, Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi’nin ise beşinci sırada yer aldığını belirtti.

Akpınar, ilk beş üniversitenin toplam yerleşmeler içerisindeki ağırlığının incelenmesi halinde KKTC yükseköğretimindeki yapısal tablonun daha açık şekilde görülebileceğini ifade etti.

Sağlık programı bulunmayan, program çeşitliliği sınırlı olan, yüksek kontenjan tahsis edilmeyen veya kamu desteklerinden yararlanmayan üniversitelerin mevcut rekabet ortamında nasıl ayakta kalabileceğinin sorgulanması gerektiğini kaydetti.

KKTC üniversitelerine 11 bin 555 öğrencinin yerleşmesinin önemli olduğunu belirten Akpınar, bir başarıdan söz edilecekse bunun esas sahibinin ağır ekonomik ve siyasi koşullara rağmen mücadele eden KKTC üniversiteleri olduğunu söyledi.

Akpınar, “YÖDAK’ın, Milli Eğitim Bakanlığı’nın veya hükümetlerin üniversitelerin bireysel başarılarının arkasına saklanma hakkı yoktur.” ifadelerini kullanarak, YÖDAK’ın üniversiteleri sıralamak yerine yükseköğretimi planlaması gerektiğini yineledi.

Ham öğrenci sayılarının başarı göstergesi olarak sunulmaması gerektiğini ifade eden Akpınar; program başına öğrenci, kontenjan başına yerleşme, burs oranları, ön lisans-lisans dağılımı, sağlık programlarının etkisi, kamu destekleri, barınma avantajları, uluslararası öğrenci oranları, akreditasyonlar, bilimsel üretim ve mezun istihdamı gibi performans göstergelerinin kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini belirtti.