Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin, Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin değerlendirmelerde bulunarak tarafların bir anlaşmaya hem uzak hem de yakın olduğunu ifade etti. Holguin, kapsamlı çözüme ulaşılmasının önündeki temel engellerden birinin yeterli siyasi iradenin bulunmaması olduğunu belirtti.

Alithia gazetesine verdiği röportajda Kıbrıs sorunundaki son gelişmeleri değerlendiren Holguin, çözüm sürecinin ilerlemesinin iki liderin kararlarına ve Kıbrıslıların iradesine bağlı olduğunu vurguladı.

Holguin: Siyasi İrade Yeterli Değil

Kıbrıs'ta bir anlaşmaya ulaşılmasına ilişkin değerlendirmesinde Holguin, tarafların çözümden hem uzak hem de yakın olduğunu söyledi.

Kapsamlı bir anlaşmaya ulaşılması için çözülmesi gereken zorlu konuların yeterli siyasi iradeyle ele alınmadığını belirten Holguin, buna karşılık her iki tarafın da kendi çıkarlarını ve bu çıkarların nasıl uzlaştırılabileceğini bildiğini ifade etti.

Mevcut durumun değiştirilmesinin kolay olmadığını dile getiren Holguin, siyasi hesaplamaların ötesine geçilerek ortak bir gelecek oluşturulmasına öncelik verilmesi gerektiği yönündeki görüşünü paylaştı.

Güven Yaratıcı Önlemlerde İlerleme Sağlanamadı

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis arasında gerçekleştirilen görüşmelere de değinen Holguin, doğrudan diyaloğun sürdürülmesini olumlu karşıladığını belirtti.

Ancak görüşmelerin sınır kapıları ve diğer Güven Yaratıcı Önlemler (GYÖ) konusunda ilerleme sağlamadığını ifade etti.

Holguin, kapsamlı müzakereler öncesinde izlenecek yöntem konusunda da henüz anlaşmaya varılamadığını kaydetti.

Önemli Olan Önerilerin Sayısı Değil, Uygulanması

Erhürman'ın gündeme getirdiği 7 öneri ile Hristodulidis'in 19 önerisine ilişkin soruyu da yanıtlayan Holguin, asıl meselenin önerilerin sayısı olmadığını vurguladı.

Liderlerin farklı sayıda öneri ortaya koyabileceğini belirten Holguin, önemli olanın bu öneriler üzerinde uzlaşılması ve alınan kararların uygulanması olduğunu ifade etti.

9 Kasım'daki Üçlü Görüşmeye Dikkat Çekti

Holguin, 9 Kasım'da gerçekleştirilmesi planlanan üçlü görüşmenin taraflar arasında uzlaşı sağlanmasına katkıda bulunmasını umduğunu söyledi.

Toplantıda liderlerin gelecekteki müzakerelerin yöntemi, olası Güven Yaratıcı Önlemler ve önemli gördükleri diğer konularda görüşlerini paylaşmalarını beklediğini belirtti.

BM'nin görevinin taraflar arasında köprü kurmak, diyaloğu kolaylaştırmak ve ortak zemin bulunmasına yardımcı olmak olduğunu dile getiren Holguin, kararların ise liderlere ait olduğunu hatırlattı.

Kıbrıslılar Geleceklerini Kendi Ellerinde Tutuyor

Adada sürekli bulunmamasına yönelik eleştirileri de değerlendiren Holguin, liderlerin ikili görüşmelerine doğrudan katılmasının gerekli olmadığını söyledi.

Görevinin taraflar arasındaki iletişimi kolaylaştırmak olduğunu belirten Holguin, müzakerelerin doğrudan bir parçası olmadığını ve bu nedenle sürekli Kıbrıs'ta bulunmasına gerek görmediğini ifade etti.

“Kıbrıslılar geleceklerini kendi ellerinde tutuyor” diyen Holguin, her iki toplumun da geçmişte yaşanan acılar yerine kendilerini birleştiren konulara odaklanmasını istedi.

Maraş Konusu Resmî Müzakerelerde Ele Alınmalı

Kapalı bölge Maraş'a ilişkin öneriler konusunda da konuşan Holguin, bu başlığın resmî müzakereler sırasında değerlendirilmesi gerektiğini belirterek daha fazla yorum yapmadı.

Geçmiş müzakerelerde ortaya çıkan görüş birliklerine ilişkin belgelerin BM tarafından muhafaza edildiğini belirten Holguin, tarafların resmî müzakere sürecine dönmeleri halinde bu belgelerin kullanılabileceğini kaydetti.

Müzakerelerin Başlaması İki Tarafa Bağlı

Kıbrıs sorunundaki mevcut durumun 2024 yılına göre farklı olduğunu ifade eden Holguin, tarafların müzakerelerin yeniden başlayabilmesi için gerekli koşulları oluşturmaya çalıştığını söyledi.

Bununla birlikte somut adımların atılması için siyasi irade gerektiğinin altını çizdi.

Her iki toplumun da çözümden siyasi, ekonomik ve sosyal açıdan kazanımlar elde edebileceğini savunan Holguin, hiçbir tarafın bütün hedeflerine ulaşmasının mümkün olmayacağını belirtti.

Holguin, pratik iş birliği, siyasi irade ve Kıbrıslıların süreci sahiplenmesinin çözüm için temel koşullar olduğunu vurgulayarak nihai kararın iki lidere ve Kıbrıslılara ait olduğunu yineledi.