Süt Ürünleri İmalatçıları Birliği (SÜİB), çiğ süt fiyatlarına yarından itibaren yapılması öngörülen yüzde 7 oranındaki artışın hayat pahalılığını artıracağını ve sektörün rekabet gücünü olumsuz etkileyeceğini savundu.
Birlik, yetkililere fiyat artışını yeniden değerlendirme ve sektörün tüm paydaşlarının sürdürülebilirliğini gözeten ortak bir çözüm geliştirme çağrısında bulundu.
SÜİB’den yapılan açıklamada, üreticilerden gelen yoğun talep ve baskılar sonucunda alındığı ileri sürülen karar doğrultusunda çiğ süt fiyatlarının yarından itibaren yüzde 7 artırılmasının öngörüldüğü belirtildi.
Birliğin daha önce de artışın yaratabileceği ekonomik sonuçlara dikkat çekerek kararın yeniden değerlendirilmesini talep ettiği ancak bu endişelerin dikkate alınmadığının görüldüğü ifade edildi.
Açıklamada, çiğ süt fiyatlarına temmuz ayında yüzde 12 oranında artış yapıldığı hatırlatılarak, yaklaşık üç ay sonra yeniden yüzde 7’lik artış gündeme gelmesinin süt sanayisinin maliyetlerini yönetmesini, fiyat istikrarını korumasını ve iç ile dış pazarlarda rekabetçi fiyat oluşturmasını zorlaştırdığı savunuldu.
Çiğ sütün süt ve süt ürünleri sanayisinin en temel maliyet kalemlerinden biri olduğu belirtilen açıklamada, yeni fiyat artışının üretim maliyetlerine ve ardından raf fiyatlarına yansıyacağı ileri sürüldü.
SÜİB, bu durumun süt, hellim, yoğurt, peynir ve diğer süt ürünlerinde yeni fiyat artışlarına yol açabileceğini ve hayat pahalılığıyla mücadele eden tüketicilerin alım gücü üzerinde ek yük oluşturabileceğini kaydetti.
Birlik ayrıca sorunun yalnızca iç piyasayla sınırlı kalmayacağını savunarak, fiyat artışlarının tüketicilerin süt ve süt ürünü alışverişlerinde Güney Kıbrıs’a yönelme riskini artırabileceğini ifade etti.
İhracatın da maliyet artışlarından olumsuz etkilenebileceğini belirten SÜİB, başta hellim olmak üzere süt ürünlerinde Türkiye ve Orta Doğu pazarlarında uluslararası üreticilerle rekabet edildiğine dikkat çekti.
Birlik, çiğ süt maliyetlerindeki sürekli artışın ihracat fiyatlarını yükselterek dış pazarlardaki rekabet gücünü zayıflatabileceğini; bunun da siparişlerin azalması, pazar payının kaybedilmesi, üretim kapasitesinin düşmesi ve ülkeye giren döviz miktarının azalması gibi sonuçlar doğurabileceğini savundu.





